|
Tasarıdaki düzenlemelerle ilgili Türk Milletini ve kamuoyunu bilgilendirmek istediklerini söyleyen Şirvanlı, 17 madde ile kanundaki sıkıntıları dile getirdi. Şirvanlı, “Bu şekilde ileride yaşanabilecek büyük sıkıntılardan dönülmesini sağlamayı amaçladık” dedi.
Çek Kanunu'nda değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın alacaklıların hakları ve mağduriyetleri düşünülmeden, sadece çek borçlularına yönelik rahatlama sağladığını ifade eden Şirvanlı, “Ülke ekonomisinin iyi olduğu izlenimi oluşturmak adına, alternatifler düşünülmeden, alacaklı-borçlu dengesini korumadan karşılıksız çek sorununun varlığına herhangi bir çözüm getirmeden, popülist yaklaşımlarla alelacele TBMM'ne sunulmuştur. 2003 yılından beridir çek kanununda ve ceza kanunlarında yapılan her düzenleme af niteliğinde olup, gerçekte bu tür düzenlemeler yargının iş yükünü kat be kat artırmaktadır. Adalet Bakanlığı bürokratlarınca hazırlanan tasarı ile karşılıksız çek suçlarında hapis cezasının kaldırılıyor olması, karşılıksız çeklerde büyük artış yaşatacak. Ülke ekonomisi ve ticari hayatı felce uğratacaktır” diye konuştu.
Şirvanlı, yeni tasarıdaki sıkıntıları şu şekilde sıraladı:
“Yargının hızlanması ve etkinleştirilmesini sağlamak ve iş yükünü azaltmak amacıyla hazırlandığı iddia edilen 3. Yargı Paketi Tasarısı da, yine doğrudan Adalet Bakanlığı bürokratları tarafından hazırlanmış olup, tasarı hazırlanmadan önce Baroların, Türkiye Barolar Birliği'nin, uzman ve yetkin hukukçuların görüşleri alınmamıştır. Masa başında ülkenin ve halkın gerçek istek ve ihtiyaçları göz önüne alınmadan ve özellikle popülist yaklaşımlarla hazırlanan tasarının derhal geri çekilmesi, üzerinde ayrıntılı olarak çalışılıp belirtilen kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda, Hukuk Devleti ve Hukukun Üstünlüğü ilkelerine hizmet edecek hak, nesafet, adalet ve hakkaniyet ilkelerini gerçekleştirilecek, gerçekçi ve makul düzenlemeler yapılması gerekmektedir.
Hukuk Devleti ve Hukukun Üstünlüğü ilkeleri ihlal edilmiş, temel kanunlarda sürekli olarak yapılan oynama ve değişiklikler ülkedeki uygulama birliğini bozmuş, halkın kanunlara, adalete ve yargıya olan güven ve inancını temelinden sarsmıştır.
Bu tür düzenleme, tasarı ve taslaklarla, halkın gözünde yargı ve adalet, büyük balıkların geçtiği, küçük balıkların takıldığı bir ağ olduğu hissine dönüşmüştür. Bu düzenlemenin yargının hızlandırılmasıyla ilgisi yoktur. Dahası bu düzenleme yargının hızlandırılmasına değil, idari yargıda daha fazla hukuksuzluğa hizmet edecektir. O nedenle bu düzenlemeden vazgeçilmesi gerekmektedir. Ülkemizde fazlasıyla Hukuk Fakültesi mezunu varken, yapılmak istenen düzenleme, Hukuktan ve Hukukçuluktan kaçmaya yönelik ağır bir girişimdir.
Tasarıdaki bir kısım maddelerle, özel yetkili savcılarca yürütülen soruşturmalarda, şüpheli ve müdafi dosya erişimini engelleyen gizlilik kararlarının en fazla 3 ayla sınırlandırılmış olması, adil yargılanma ve savunma hakkını zedeleyici niteliktedir. O nedenle söz konusu düzenlemenin tamamen ortadan kaldırılması, şüpheli ve müdafiinin dosyaya erişiminin hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan sağlanması gerekir. Tasarıda bazı maddelerle sadece bir kısım terör suçlarına ve teröristlere yönelik bir kısım iyileştirmeler yapılmakta olup, bu durum Türk Milletini derinden yaralayacaktır. Ceza kanunlarından yapılan bir takim değişikliklerle, temel kanunların sistematiği bozulmakta ve bazı maddelerde yapılan değişikliklerle toplum suç işlemeye adeta özendirilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin kıt'a karargah ve kurumlarında yapılacak arama ve diğer adli işlemlerle ilgili fıkranın kaldırılması, TSK'nın özellikle iç disiplin, terfi, tayin ve atama işlemleri ile vatan savunmasına aykırıdır. Yapılan uygulamalarla görüldüğü üzere TSK'nı doğrudan etkilemeye, saygınlığını ve itibarını yok etmeye, vatan savunmasını zaafa uğratmaya ve TSK komuta kademesini değiştirmeye yönelik karalama, komplo ve iftira kampanyalarına karşı, TSK'nı bu şekilde savunmasız bırakmak doğru değildir.
|